11 Mart 2009 Çarşamba

Kısadan


Uzun bir ara vermek durumunda kaldım.. Benim yokluğumda blogu, güncellesin diye emanet ettiğim, -bir de kuzen olacak- Olvyum kişisi de tek postta kalınca blog güncellenmez oldu.. Tabii bu arada Avrupa'da, Türkiye Ligi'nde, Fenerbahçe'de bir sürü şey oldu.. Sinirlendiren, sevindiren, "oha" dedirten... Bu postla kendime göre özetimi geçeyim istedim..

*Sivasspor'dan başlayayım.. Fenerbahçe açısından bu sene en rahat olduğum maçlar, Sivasspor ile oynayacağımız maçlardı.. Rahat geçeceği konusunda kendimden emindim, fakat kendilerini bu kadar dağıtacaklarını beklemiyordum.. Zira Fenerbahçe ile oynadığı maçlardan sonra hem hem mental hem fiziksel açıdan dağılma sürecine girmiştir bence Sivasspor.. Anakaraspor karşısındaki aciz oyunları, Bülent Uygun'un ciddi psikolojik tedaviye ihtiyacı olduğunu gösteren hareketler filan.. Bu raddeden sonra Sivasspor'un toparlanabileceğini sanmıyorum, hatta bu hafta Ankaragücü deplasmanı düşüşü hızlandırabilir..

* Bülent Uygun demişken, kendisine karşı şu son bir haftaya kadar nötr kalabilmiştim.. Fakat canlı izlediğim Ankaraspor maçı "yazık adama" dedirtti bana.. Eğer rol yapmıyorsa gerçekten acınacak halde, zira son hakemle dalaşması ve yedek kulübesiyle arasındaki sorunu maç esnasında halletmeye kalkması filan normal bir insanın yapabileceği hareketler değil..


* Bir başka acıdığım adam Ersun Yanal.. Fakat bu durum, kendisinden çok sahip olduğu forvetlerden kaynaklanıyor.. Trabzonspor, Gökhan ve Umut'a rağmen hala ve ısrarla favorim.. Eğer bunların yerine son iki iç saha maçında atıyorum, mesela ligin ilk yarısında Kartalspor forvet hattını oluşturan İskender-Ümit ikilisi olsaydı, Trabzonspor şu anda 5 puan farkla liderdi..

* Bir yerde Gökdeniz'e, Alanzinho hakkındaki görüşleri sorulduğunda "Yazık olmuş.. Zenit'in Fatih için 2,5 milyon euro istediğini duymuştum.. Keşke onu alsalardı" dediğini okumuştum.. Eğer doğruysa hakikaten yazık olmuş, şampiyonluk ihtimalini en az yüzde yirmi öteleyen bir hatadır bu..


*Galatasaray, Bordeaux'yu eledi, Uefa'da yoluna devam yoluna devam ediyor.. Fakat ligde kredileri yok.. Trabzonspor, Beşiktaş veya Fenerbahçe maçında kaybedilecek puan veya puanlar şampiyonluk şansını sıfırlar.. Zaten camiada, ligden çok Uefa Kupası hedefi var..

*Galatasaray'ın Hamburg'u eleyeceğini düşünüyordum.. Taa ki Meira satılana kadar.. Tamam, inanılmaz bir performans göstermiyordu Meira ama Haldun
Üstünel'in de dediği gibi başka bir alternatifleri yok.. Semih Kaya, paf takım, genç yetenek, yeni Bülent Korkmaz, bunlar iyi güzel de, Semih'in oynayacak olmasının negatif yönlerini, Galatasaray'ın nispeten kötü takım savunmasıyla birlikte düşününce, tur ortada hatta yavaştan Hamburg'a doğru kaymış durumda..


*Beşiktaş camiasının, taraftarının, kadrosunun şampiyonluk inançları, motivasyonları filan, olması gerekenden biraz fazla gibi geliyor bana.. Yenilmesine rağmen Denizlispor karşısındaki Trabzonspor, Hacettepe karşısında kazanan Beşiktaş'tan daha bir şampiyon gibi oynuyor.. Hacettepe karşısında düştükleri haller, başka bir takım olsa normal karşılanabilir ama karşıdaki, en iyi oyuncusu Ümit Tütüncü olan bir takım olunca bu iyimserliği anlamak güçleşiyor..

*Alt sıralar Kocaelispor'un hareketlenmesiyle daha da karmaşık bir hal aldı.. Hacettepe, en umutsuz vaka.. Kocaeli'nin işi hala çok zor.. Ankaragücü ve Konya'nın düşeceğine pek inanmıyorum açıkcası.. Denizli devre arasında yaptığı transferlerle kendini biraz kurtardı, onlar da rahatladı.. Antalya veya İBB'nin üçüncü takımdan biri olacağını düşünüyorum.. Özellikle futbol camiasında belediye kulüplerine gitgide artan antipati ile İstanbul Büyükşehir Belediyespor sürpriz yapabilir..

*Şampiyonlar Ligi'nda ikinci tur eşleşmelerinin yarısı da sonuçlandı bu arada.. Bayern'in Sporting'e, Liverpool'un ise Real'e yaptıkları ayıptır.. Real Madrid forveti Higuain, Liverpool'un forvetinde Torres oynarken, Gerrard beş Madrid oyuncusuna bedelken favori Liverpool'du ama bu kadarı da fazla oldu..

*Böyleyken böyle..

*Fenerbahçe'ye ayrı post lazım..

8 Şubat 2009 Pazar

Daniel González Güiza

Kendisi İspanya milli takımına çağrılmış yine, Del Bosque tarafından.Hani bazen derler ya Alex için, Lincoln için "Niye bu adamları Brezilya milli takımına almazlar ki,gözden uzak olan gönülden de uzak olur." İşte Guiza için de düşüncem budur.Gözden uzak olduğu için alınıyor heralde hala milli takıma.İspanyadaki Guiza sanıyolar heralde!

1 Şubat 2009 Pazar

Fenerbahçe 1-1 Gaziantepspor


Son iki iç saha maçında 4 puan kaybı, buna rağmen lider ile aradaki sadece 4 puanlık fark.. İyimser bir tablo olarak gözükebilir, fakat bundan sonraki fikstür, özellikle de deplasmanlar çok zorlayacak Fenerbahçe'yi ve şu puan durumu hiç de hayra alamet değil.. Sezon başında eğer maç maç bir puan tahmini yapılsaydı, şampiyonluk hedefi göz önüne alınınca Fenrbahçe'nin şu haftada liderden 4 puan geride olmayı geçtim, en az 4 puan farkla lider olması gerekirdi..

Gaziantepspor, ligin kaliteli takımlarından biri.. Teknik, topu bilen(bu gerçekten çok önemli), ayağa pas yapabilen oyunculara sahip..Bunun yanında Deumi, Murat Ceylan, Bekir gibi rakibi sindirebilen oyuncuları var.. Bugün de orta sahada ve savunmada gayet agresif bir oyun sergilediler.. Burada kaptıkları topları takımın beyni, merkezi Tabata ile buluşturup pozisyonlar aradılar.. Aslında bayağı da buldular ama Beto biraz ağır kaldı, bazı pozisyonlar vardı ki bir iki saniye daha hızlı olabilse maçın skoru daha farklı olabilirdi.. Öte yandan Tabata gerçekten müthiş bir oyuncu.. Harika tekniğinin yanı sıra çok da hareketli.. Gaziantepspor'da bütün toplar onda buluşuyor.. O da sürekli topu istiyor, alıyor, veriyor, verkaç denemelerine giriyor.. Erman'ın golündeki asisti de mükemmeldi.. Bu performansı sonucunda, Kadıköy'de, "Alacaksın abi işte bu adamı, döktürür valla" muhabbetine konu olan 646465312. futbolcu da oldu kendisi..

Maça gitmek için evden çıkmadan biraz önce Ntv'de Loran Vayloyan, Fenerbahçe'nin maça klasik dizilimle başlayacağını, Gökhan Gönül'ün oynamasının zor olduğunu söylüyordu.. Nitekim öyle de oldu.. Beklediğimiz gibi Yasin ortada, Önder sağda çıktı.. Gökhan'ın oynayamaması, savunmada ve hücumda olmak üzere iki olumsuz sonuç ortaya çıkardı.. Birincisi, Önder'in sağa kaydırılmasıyla stopere Yasin geldi.. Biraz ağır olacak ama şu iki senede gördüğüm kadarıylaYasin pek futbol zekası olan bir oyuncu değil, bu durum heyecan ile birleşince ortaya gayet panik, ne yaptığını bilmez bir oyuncu çıkıyor.. Bu da rakip atakların olduğundan daha tehlikeli olmasına sebep oluyor.. Bugün de bu gerçekleşti..

Gökhan'ın olmamasının ikinci olumsuz etkisi ise hücumda.. Gökhan, her maç ortalama bir sağ açık kadar orta yapan ofansif bir bek ve Aragones'in sisteminde, kanatları kullanmak isteyen bir takımda oldukça önemli bir oyuncu.. Mecburiyetten oraya geçen Önder ise klasik bir stoper.. Bugün de, bunu gördük.. Bindirme yapması gereken zamanlarda bindirme yapmayan, topla buluştuğu anlarda ise topu ceza sahasına göndermekte zorlanan bir Önder vardı sahada bugün.. Bir Gökhan Gönül, sık sık açık veren Gaziantep sol tarafında çok şeyi değiştirebilirdi..

Alex, Deivid, Güiza gibi Fenerbahçe'nin hücumda umut bağladığı diğer ayaklar ise Gaziantepspor'un sert futbolu karşısında sindiler.. Bunda hakemin de payı büyük, zira Murat Ceylan'ın ilk yarıyı tek sarı kartla kapamış olması, hakem açısından büyük talihsizlik.. Bunun dışında Carlos da kötüydü.. Carlos'la ilgili dikkatimi çeken şey ise böylesi maçlardaki laubaliliği.. Bana bayağı bayağı maç seçiyor gibi geldi.. Trabzonspor maçındaki müthiş oyununu Yattara karşısındaki ciddiyetine bağlamak istemiyorum ama bugünkü oyunda yaptığı pas hatalarının çoğunun sebebinin ciddiyetsizlik olması beni korkutuyor..

Bir de Semih mevzuusu var, evet yeniden.. Sadece tek bir pozisyon anlatıyor bence Semih'i.. Bugün Güiza'ya verdiği pası atabilecek sayılı santrafor var dünyada, Türkiye'de ise bir Semih işte.. Güiza'ya da yazık, taraftar ile arasındaki uçurum her geçen gün artıyor.. Eğer bugün oyundan çıkmış olsaydı eminim ki Trabzonspor maçındaki tepkinin çok çok daha fazlasını alacaktı.. Halbuki Güiza'nın kenarda geçireceği bir kaç maç bu soğukluğun azalmasına sebep olabilir..

31 Ocak 2009 Cumartesi

Fenerbahçe -Gaziantepspor

Sivasspor'un puan kaybettiği haftada oldukça önemli bir maç Fenerbahçe için.. Eğer şampiyonluk hesapları yapılıyorsa, son Trabzonspor maçından sonra artık iç saha maçlarında puan kaybetme lüksünün kalmadığına inanıyorum.. Sezonun ikinci yarısında Fenerbahçe'yi inanılmaz zor bir fikstür bekliyor, dolayısıyla bu durumu daha da zorlaştırmamak için öncelikli hedef kalan 8 iç saha maçının tamamını kazanmak olmalı.. Ligin ilk 9 sırasında bulunan takımlardan sadece Sivasspor ve Gaziantespor maçlarını içeride oynayacağımızı da hesaba katarsak; Gaziantepspor, bu hedefe ulaşmak için aşılması gereken en önemli engellerden biri..

Gaziantespor'da yeni transfer Julio Cesar ve takımın en önemli oyuncularından biri olan Zurita bu maçta yoklar.. Ayrıca Tabata, Mehmet Yozgatlı ve Erman Özgür'ün durumları da maç saatinde belli olacakmış.. Zurita-Tabata-Erman Özgür üçlüsü ligin ilk maçında Fenerbahçe'nin mağlup olmasındaki en önemli dış etkenlerdi.. Bu oyuncuların yerini doldurabilecek bir kadro derinliği olmadığından, eğer oynayamazlarsa Gaziantepspor'un işi çok zor olacaktır..

Fenerbahçe'de ise Edu yok.. Önder Turacı gayet beğendiğim ve güvendiğim bir oyuncudur.. Edu ile arasında inanılmaz farklar olduğuna da inanmıyorum.. Bu açıdan içim rahat.. Fakat grip olan Gökhan Gönül'ün maça yetişememe durumundan bahsetmiş Ntv Spor, ki bu durumda Önder sağa, Yasin veya Can stopere geçecektir.. Fenerbahçe'nin kadro derin(siz)liğinin en acı örnekleri maalesef savunmasında.. Yasin ve Can'dan, herhangi biri oynadıkları anda sadece kendilerini değil yanındaki oyuncuyu da dağıtıyorlar.. Umarım Gökhan'ın durumu maçta oynamasına engel teşkil etmez, zira böyle bir durumda Gaziantepspor atakları, normalinden daha tehlikeli olacaktır Fenerbahçe kalesinde..

Öte yandan Semih ve Güiza'nın birlikte oynaması durumu var..Eğer Alex'e sezonun ilk maçlarında olduğu gibi bir "İniesta" görevi yüklenilmeyecekse; üç forvetli bir takım ve biraz daha taviz verilecek bir takım savunması var.. Yok, Alex'ten yine daha geride olması istenecekse, bu sefer iki forvetli bir takım ve yine taviz verilecek bir takım savunması olacaktır.. Güiza-Semih-Alex'den geriye kalan üçlüyü ise Deivid-Selçuk-Emre dolduracaktır.. Bu durumda Trabzonspor maçının ikinci yarısında olduğu gibi Emre sola kaydırılabilir.. Trabzonspor maçının ilk yarısında oyundan alınmasından sonra Bursaspor maçında da oynamayan Uğur Boral için, artık Aragones'in de sabrının tükendiğini tahmin ve umut ediyorum..

Maçın saati 17.00, hakemi ise Özgüç Türkalp, maç saatinde Şükrü Saracoğlu Stadı'nda beklenen sıcaklık ise 4 derece.. Bahar güzelliğinde bir haftanın sınavlara denk gelmesinden sonra Ocak soğuklarının bu maça denk gelmesi de Allah'ın takdiri artık.. Umarım, bu soğuk havada içimizi ısıtacak kadar güzel bir futbol olur sahada..

26 Ocak 2009 Pazartesi

Finaller


Final haftası başladı nihayetinde.. Perşembe ve cuma günü girilecek üç sınavdan dolayı çarşamba akşamı Bursaspor ile perşembe akşamı CSKA maçları yalan oldu tabii..

Semih Şentürk


"Şu takımın forveti Semih'tir abi ya"

Bir Fenerbahçe taraftarı, 25 Ocak 2009 Fenerbahçe-Trabzonspor Maçı çıkışı

Taraftarın Tepkisi Üzerine


Ceza sahasına isabetli orta sayısı Fenerbahçe adına 12, Trabzonspor adına 3.. 90 dakika içinde 12 isabetli ortanın yapıldığı ceza sahası içinde 14 milyon euroluk bir adam var.. O ortaları gol yapmak için orada.. Fakat o kadar yanlış yerlerde duruyor ki, Song ve Egemen karşısında o kadar çaresiz ki, takım arkadaşlarıyla o kadar uyumsuz ki; sezon içinde Kadıköy'deki maçlarda en alakasız anlarda bile "Güizaaaa, Güizaaaa" diye bağıran taraftardan tepkiler yükselmeye başlıyor..

Diğer tarafta, sahanın hemen kenarında ise Semih var, bizim çocuğumuz.. Taraftarın sevgilisi, hem de öyle böyle değil.. Yedek olmasına rağmen maç öncesi tribünlere çağırılan ilk oyuncu.. İkinci yarının başlamasıyla ısınmaya başlıyor.. Isınıyor, pişiyor, buharlaşıyor.. O arada sahadaki La Liga gol kralı, topların Song ve Egemen'den sekmesini bekliyor, sekmedikçe bitiyor.. Dakika olmuş 60, taraftar dayanamıyor ve en azından 25000 kişi bir ağızdan "Semih Şentürk" diye bağırmaya başlıyor.. Tam 23 dakika aralıklarla Semih'e tezahürat yapılıyor.. Taraftar Semih'i istiyor ve dakikalar geçtikçe, Trabzonspor ataklarını yoğunlaştırdıkça öfkelenenler artmaya başlıyor.. Semih oyuna 83. dakikada giriyor, oyunun bitmesine 10 dakika kala.. Semih'in yerine oyundan çıkan Güiza ve tepkiler, "yuh" sesleri.. Şimdi o yuh seslerinin Güiza için yükseldiği söyleniyor fakat bu doğru değil.. Oyundan başka bir oyuncu da çıksa aynı sesler yükselecekti.. Oradaki tepki Aragones ve yönetim içindi.. Nitekim tribünde Aragones'e gösterilen tepki Güiza'ya gösterilenin yanına bile yaklaşamaz..

Şimdi Fenerbahçe'nin transfer dönemi bitene kadar yeni bir forvet arayışı içinde olacağını söylüyor NTV Spor.. Ben istemiyorum forvet filan, dün Kadıköy'de olanların en azından yüzde doksanı da Semih dururken forvet istemiyor, adım gibi eminim buna.. Fenerbahçe taraftarı, Hüseyin'den bile top kapmaktan aciz orta sahaya adam istiyor, Selçuk'un en iyisi olduğu orta sahayla, Uğur Boral gibi, Emre gibi yalan adamlarla, Ali Bilgin, Colin Kazım, Burak Yılmaz gibi kurtarıcılarla bu takımın şampiyonluğunun mucize ile aynı anlamda olduğunu biliyor.. Fenerbahçe taraftarı, Gökhan Gönül'ler, Semih Şentürk'ler, Diego Lugano'lar istiyor.. "Kurumsallaştık, bütçeyi 10'a katladık, uçtuk, gittik" diyen bir yönetimin artık bunları görmezden gelmemesi, buna bir çözüm bulması lazım..

Bir takım sevgi pıtırcıklarının da, Van Hooijdonk'dan beri forvet gibi forvete hasret kalan Fenerbahçe taraftarının buna en çok yaklaştığı adam olan Semih Şentürk'e yapılan haksızlığa, gösterdiği tepkiyi anlamaları lazım..